"Günaydın Türkiye" programına konuk olan Yüksek Ziraat Mühendisi Oğuz Güler, İran-İsrail gerilimi ve küresel ekonomik kırılmalar üzerine çarpıcı analizlerde bulundu. ABD’nin dünya üzerindeki "dolar hegemonyasının" sona yaklaştığını savunan Güler, özellikle tarım ve enerji maliyetleri üzerinden Türkiye’nin alması gereken önlemleri sıraladı.
"ABD’nin Karşılıksız Dolar Saltanatı Bitiyor"
Dünya ekonomisinin köklü bir değişim sürecinden geçtiğini ifade eden Oğuz Güler, Petro-Dolar sisteminin çatırdadığını vurguladı. Güler, doğrudan anlatım yoluyla şu ifadeleri kullandı: "Petro-Dolar sistemi demek, aslında Amerika'nın dünyayı haraca bağladığı bir sistemdir. Petrolün sadece dolarla satılması zorunluluğu üzerine kurulu bir imparatorluktan bahsediyoruz. Ancak bugün gelinen noktada Çin, Rusya, Hindistan ve özellikle İran'ın kendi milli paralarıyla ticaret yapma iradesi bu sistemi kökten sarsıyor. Eğer petrol dolar dışı bir para birimiyle satılmaya başlanırsa, Amerika'nın karşılıksız bastığı o yeşil kağıtların bir hükmü kalmaz. Bu durum ABD hegemonyasının sonu demektir."
"Savaş Sadece Cephede Değil, Sofrada Da Var"
Bölgedeki askeri gerilimlerin doğrudan mutfağa yansıdığını belirten Güler, tarımsal üretimin enerji maliyetlerinden bağımsız düşünülemeyeceğine dikkat çekti: "Şimdi biz jeopolitiği konuşuyoruz ama bunun sonu ekmeğe çıkıyor. Traktöre koyduğunuz mazottan toprağa attığınız gübreye kadar her şey petrol ve doğalgaza bağlıdır. Bölgedeki bir çatışma enerji fiyatlarını fırlattığında, bu doğrudan çiftçinin maliyetine biner. Daha da önemlisi arz güvenliğidir; yarın bir gün yollar kapandığında paranız olsa bile gıda bulamayabilirsiniz. Bu yüzden Türkiye’nin mutlaka planlı ve milli bir tarım politikasıyla kendi kendine yetebilir hale gelmesi lazım."
"Üretim Ekonomisi Bir Zorunluluktur"
Konuşmasında milli seslerin susturulamayacağına da değinen Güler, Türkiye’nin stratejik rotasını üretim ekonomisine kırması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle noktaladı: "Türkiye artık eski Türkiye değil. Bizim bir ayağımız Avrupa'da olabilir ama gövdemiz Asya'da. Batı’nın dayattığı sömürü düzeni artık işlemiyor. Bu yeni çok kutuplu dünyada yerimizi almak için tarımı bir 'savunma sanayii' disipliniyle ele almalıyız. Bağımsızlık önce mutfakta başlar. Üretim ekonomisine geçmek bizim için bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluktur."
