Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) Senatosu, yayınladığı bildiride, yapay zekânın kontrolsüz gelişiminin insanlık için oluşturduğu risklere dikkat çekerek küresel denetim sağlayacak devletler üstü bir yapı kurulması çağrısında bulundu.

Senatonun bildirisinde, yapay zekânın güvenlikten mahremiyete, çalışma hayatından çevresel etkilere kadar uzanan risklerine dikkat çekildi. İnsanların düşünme ve karar verme sorumluluğunu algoritmalara devretmesinin de ciddi bir tehlike oluşturduğu vurgulandı.

Dünya hükümetlerine açık çağrı

Dünya hükümetlerini ortak hareket etmeye ve devletler üstü bir denetim yapısını acilen hayata geçirmeye çağıran AGÜ Senatosunun bildirisi aynen şöyle:

“Abdullah Gül Üniversitesi Senatosundan Dünya Kamuoyuna Duyuru

Abdullah Gül Üniversitesi Senatosu, hızla gelişen yapay zekâ teknolojileri ve farklı ülkelerde özel sektörün şiddetli rekabet ortamında geliştirdiği yapay zekâ modelleri ile ajanlarına ilişkin kaygı ve önerilerini dünya kamuoyuyla paylaşma gereği duymuştur.

Denetimsiz bir ortamda, büyük ölçüde rekabet güdüsüyle ilerleyen yapay zekâ teknolojileri, robotik teknolojilerle birleştiğinde insanlık için ciddi ve çok yönlü riskler doğurmaktadır. Bu teknolojileri geliştiren ve kontrol eden aktörlerin ne ölçüde sorumlu davrandığına dair yeterli şeffaflık yoktur. Uluslararası düzeyde bu süreçleri bağlayıcı biçimde ve küresel ölçekte denetleyebilecek etkin bir mekanizma henüz bulunmamaktadır.

Riskler etkin biçimde yönetilebilirse yapay zekanın insanlığa katkısı çok büyük olabilir. Üniversitemiz yapay zekânın güvenli ve insan merkezli kullanımına yönelik araştırma, eğitim ve yapay zekâ okuryazarlığı faaliyetlerini kararlılıkla sürdürecektir; ancak bugün bu riskler gereğince yönetilememektedir ve gerekli önlemler alınmazsa felakete varan sonuçlar doğabilir. Yapay zekânın insan gibi düşünmeye başlaması asıl tehlike değildir; asıl tehlike, insanların ve kurumların bilişsel tembellik sarmalına düşerek düşünme ve karar verme sorumluluğunu algoritmalara devretmeye başlamasıdır.

* Yaşamı, özgürlüğü ve adaleti etkileyen, geri dönüşü olmayan nihai nitelikteki kararlar hiçbir koşulda algoritmalara bırakılmamalıdır.

* Yapay zekânın sağladığı avantajlar birkaç aktörün elinde toplanmamalıdır. Aksi halde onu yönetenlerle ona tabi olanlar arasında kalıcı bir bilişsel sınıf ayrımı doğacaktır.

* Dezenformasyon, siber saldırılar, biyolojik ve nükleer tehditler artık sistemik ve katastrofik sonuçlar doğurabilecek düzeydedir. Bu risklerin ele alınması ertelenemez.

* Yapay zekânın bedeli yalnızca geleceğin felaket senaryolarında değil, bugün de ödenmektedir: Mahremiyetin aşınması, dönüşümün yükünün en kırılgan çalışanlara yüklenmesi ve büyük modellerin artan enerji ve su tüketimi bunlardan sadece birkaçıdır.

* Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerlerken onu denetleyecek etkin bir düzenleme henüz yoktur. Bu boşluk, akademinin sessiz kalmasını değil, öncülük etmesini gerektirir.

Dünya hükümetleri, yapay zekâ teknolojilerinin gelişimini düzenleyecek ve denetleyecek devletler üstü bir kurumsal yapıyı acilen oluşturmalı ve işlevsel hâle getirmelidir. Bu yapı bağımsız uluslararası denetçilerin ve bilim insanlarının etkin biçimde temsil edildiği bir anlayışla kurgulanmalıdır. Abdullah Gül Üniversitesi Senatosu olarak bu kritik konuda dünya kamuoyunu bilgilendirmeyi, uyarmayı ve alınacak önlemlere yönelik girişimleri desteklemeyi akademik sorumluluğumuzun gereği sayarız.