Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, bir otelde basın toplantısı düzenledi. Sivas, Erzincan, Erzurum ve Kayseri’de gerçekleştirdikleri ziyaretler sonrası edindiği tespitleri aktaran Özdağ, “Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Sivas'ta, Erzincan'da ve Erzurum'da ekonominin önemli merkezlerinden birisi olan Kayseri'de derin bir ekonomik buhranın çok ağır bir şekilde yaşanmaya ve derinleşmeye devam ediyor. Bu gezi ve ziyaret sırasında halkla pazarda, AVM'de ve sokakta bir araya geldik. Esnaf ziyareti gerçekleştirdik. Bütün esnaflarımızın söylediği temel tespit, ‘geçen seneye göre işlerimiz yüzde 50 azaldı ve esnaflığa başladığımız günden bugüne en kötü yılı yaşıyoruz. Geleceğe yönelik bir umut ışığı görmüyoruz’ oldu. Keza bu ziyaretler sırasında ekonomi ile ilgili kurumları ziyaret ettik. Fabrika ve atölye sahipleriyle görüştük. Onlar da kurumsal yapılarıyla ekonomik buhranın nasıl kendilerini ağır bir baskı altına aldığını ve yaşadıkları en ağır buhrandan geçtiklerini ifade ettiler. Hepsi ortak bir şekilde enflasyonun yüksekliğinden, iş dünyasının krediye erişiminin ne kadar pahalı ve zor olduğundan bahsederken, eleman teminini güçlükle yaptıklarını söyleyen iş dünyası temsilcileri de oldu” diye konuştu.
“KAYSERİ’DE GENÇ NÜFUSUN KALMADIĞINI GÖRÜYORUZ”
Sözlerini sürdüren Özdağ, “Sivas, Erzurum, Erzincan ve Kayseri'de gördüğümüz bir başka gerçeklik de bu şehirlerin göç veren şehirler olduğu gerçeğidir. Bu şehirler özellikle Türk ve Cumhuriyet tarihinde büyük öneme sahip olan Anadolu'nun taşıyıcı kolonları olan şehirler. Erzurum Doğu Anadolu'da bir devlet hafızasını temsil ediyor ve aynı zamanda dünyanın Pasifik merkezli bir dünyaya kaydığı, Türk dünyası ilişkilerinin yoğunlaştığı, Zengezur koridorunun açıldığı bir dönemde Türk dünyasına açılan kapı olan Erzurum'un genç nüfusunu kaybetmesi Erzurum Üniversitesi'nde okuyan öğrencilerin ancak 0.5'inin Erzurum'da kalması, genç nüfusun şehri adeta boşaltması kabul edilebilir değil. Ama ekonomik gerçeklikler insanları Erzurum'dan ayrılmaya zorluyor. İç Anadolu'nun gerçekten en güçlü müteşebbis kenti olan Kayseri'de de genç nüfusun kalmadığını ve Kayseri’yi terk ettiğini görüyoruz. Kayseri, Türk ekonomisine çok ciddi bir katkısı olan kenttir. İhracatı ithalatının çok üstünde. Buna rağmen bütçeden gereken katkıyı almıyor. ‘Onlar Kayserili işlerini bilirler nasıl olsa bir şekilde hallederler’ yaklaşımıyla Kayseri'de iş dünyası desteklenme konusunda ihmal ediliyor. Ama Kayseri'nin tek sorunu bu mu? Hayır. Kayseri'de orta sınıfın da çok ağır bir kira ve konut krizi yaşadığını görüyoruz. Kontrol dışına çıkmış olan enflasyondan ötürü satın alma gücü zayıflayan Kayseri'de orta sınıf her geçen gün daha fazla alım gücü kaybına uğruyor” ifadelerini kullandı.
Halkın ‘terörsüz Türkiye’ sürecine karşı çıktığını savunan Özdağ, şöyle konuştu: “Sivas, Erzincan, Erzurum ve Kayseri'de gördüğümüz diğer bir husus da şudur: Bu kentlerimizde ‘terörsüz Türkiye’ adı altında PKK'ya ve Öcalan'a teslimiyet sürecine karşı duyulan büyük öfke var. Bu öfke sert bir öfke. Sivas, Erzincan, Erzurum ve Kayseri halkı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir narko terör örgütünün ve onun elebaşının taleplerini kabul etmesine büyük bir kızgınlık duyuyor. Kayseri Meydanı'nda aldıkları 20 bin lira maaşla arkada 2 bin lira ile 3 bin 250 lira arasında satılan pastırmaları ancak rüyalarında görebilecek olan emeklilerle konuşurken, emeklilerin içinde bulundukları ekonomik duruma duydukları tepki kadar Öcalan'a verilen tavizlere tepkili olduklarını da gördük.”
“BU BASİT BİR KARAR DEĞİLDİR”
Bir süre önce Şeyh Said’e hakaret ettiği gerekçesiyle ceza alan Özdağ, “Erzurum'da, mahkemede Şeyh Said'e hakaret ettiğim iddiasıyla yargılandım. 87 gün hapis cezası, adli para cezasına çevrildi ve Şeyh Said'in anısına hakaret ettiğim söylendi. Bunun için ceza aldım. Böylece Türkiye'de bir mahkeme Şeyh Said'in hakaret edilebilecek bir anısı olduğunu hukuken tespit edildi. Bu basit bir karar değildir. Bu cumhuriyet açısından bir kırılmadır. Kabul edilebilir değildir. Bu kararın bozularak Yargıtay’a gitmesi için Adalet Bakanlığı'na başvuru yapacağız. Şeyh Said isyanında ve isyancılar tarafından şehit edilen Türk askerlerinin, onların ailelerinin çocukları ve torunları şimdi ne diyorlar acaba? Ne düşünüyorlar? ‘Bir Türk öldürmek 70 kafir öldürmekten daha iyidir, evladır’ diye sözde fetva veren bir şahsın nasıl bir hatırası olabilir ki, hakaret edilebilir olur? Bunu Türkiye'nin nereye geldiğini görmemiz açısından ibret verici ama mücadeleye devam edeceğimiz bir süreç olarak görüyoruz” dedi.
Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ne değinen Özdağ, “Hiçbir NATO zirvesinde böyle abartılı bir önlem ve harcama paketini gördüğümü hatırlamıyorum. Ankara adeta yasak şehir ilan edildi. Devlet memurları çalışmayacak. Nişanlar ve düğünler iptal edildi. Şimdi bir nişan nasıl NATO zirvesi için tehdit olabilir? NATO niye var? Özgürlük ve demokrasiyi korumak için. Siz özgürlüğü ortadan kaldırıyorsunuz. Demokrasi zaten yok. Gerçekten böyle bir süreçten geçiyoruz. Yeni bir havaalanı yapıldı. Pist uzatıldı. Yeni bir yol yapıldı. Bu arada kule ile ilgili ilginç iddialar var. Önümüzdeki günlerde bu iddialar tartışılacak. Bu kadar ağır bir krizden geçerken Türkiye, Türk halkı açlıkla dövüşürken itibardan tasarruf olmaz mantığıyla Türk halkının zenginlikleri havaya saçılmaya devam ediliyor” şeklinde konuştu.
“SEÇİMLERDE MUHAKKAK İTTİFAK OLACAKTIR”
Gelecek dönemki seçimlerde olası ittifak iddialarına değinen Özdağ, “Daha bunları konuşmak için çok erken. Seçimlerde muhakkak ittifak olacaktır. Bugünkü seçimin doğası da onu gerektiriyor. Yani Bahçeli ile Öcalan'ın kol kola girdiği bir Türkiye'de elbette Türk milliyetçileri de, Atatürkçüler de, yurtseverler de, vatanseverler de bir zemin oluşturacaklar. Muhalefet partilerinin tek çatı altında toplanması mümkün değil. ‘Muhalefet’ diye bir parti yok. Muhalefette farklı partiler var. Bizim iktidar kadar karşı olduğumuz muhalefette de partiler var. Nasıl iktidar partileriyle bir araya gelmezsek, muhalefette olan bazı partilerle de bir araya gelmeyiz. Ama muhalefette muhakkak kendi içinde farklı birliktelikler oluşacaktır” dedi.