Günümüzde Kayseri denildiğinde ilk akla gelen unsurların güçlü sanayi, ticaret ve üretim kültürü olduğunu belirten AK Parti Kayseri Milletvekili Murat Cahit Cıngı, kadim kentin geçmişte Anadolu Selçuklu Devleti’nin en kritik merkezlerinden biri olarak hizmet verdiğini ifade etti. Resmi başkentin Konya olmasına karşın, özellikle Sultan I. Alaeddin Keykubad döneminde Kayseri’nin fiili bir yönetim ve ikamet merkezine dönüştüğünü vurgulayan Cıngı, sultanların uzun süreler bu şehirde konakladığını, devlet kararlarının burada alındığını ve askeri hazırlıkların Kayseri’den yürütüldüğünü kaydetti.
Stratejik Konum ve Medeniyet Merkezliği
Söz konusu hareketliliğin temelinde Kayseri’nin stratejik coğrafi konumunun yattığına dikkat çeken Milletvekili Cıngı, doğudan batıya uzanan ticaret yollarının kesişim noktasında yer alan kentin sadece kervanları değil; ilim, sanat ve devlet adamlarını da bir araya getirdiğini dile getirdi. Bu sayede şehrin dönemin en zengin ve gelişmiş yerleşim yerlerinden biri haline geldiğini altını çizdi.
Kayseri’nin taşıdığı bu tarihî zenginliğin izlerinin bugün de canlılığını koruduğunu aktaran Cıngı; Hunat Hatun Külliyesi, Kayseri Kalesi ve dünyanın ilk tıp fakültelerinden biri kabul edilen Gevher Nesibe Darüşşifası gibi eserlerin o dönemin ihtişamına tanıklık ettiğini belirtti. Bu yapıların tesadüfen inşa edilmediğini vurgulayan Cıngı, şehrin siyasi gücünün yanı sıra bilim, eğitim ve medeniyete verdiği değerle de öne çıktığını ifade etti.
Günlük yaşamda yanından geçilen taş duvarların arkasında büyük bir tarihsel hafıza barındığını belirten Milletvekili Cıngı, Kayseri’nin asıl zenginliğinin binlerce yıllık geçmişinin ötesinde bir medeniyetin hafızasında edindiği bu sarsılmaz yer olduğunu kaydetti. Cıngı, değerlendirmesini bir zamanlar devletin kalbinin gerçekten de Kayseri’de attığı vurgusuyla tamamladı.